Şu hayatta insan en çok sevdiklerini acıtır.. En derin yaralar ailede açılır, kabuk tutsa bile kanar hikâye, içten içe... Aşkı aramadan evvel, düşün bir, ya benden nasıl bir âşık olur? İnsanın sevdası karakterinin yansımasıdır. Sen kavgacı isen, ha bire öfkeli, aşkı da bir cenk gibi yaşarsın. Gönlü pak olanın sevgisi de saf olur. Şu hayatta insan en çok sevdiklerini acıtır. En derin yaralar ailede açılır, kabuk tutsa bile kanar hikâye, içten içe... Attığımız her adım, yaptığımız her işte kendimizi yansıtırız. Budur çözülmesi gereken bilmece... Roman adını bir karakterinden alıyor: İskender.Diğer önemli karakter ise İskender’in annesi Pembe. 1970 sonlarında geçen hikaye İstanbul, Londra, Abu Dabi gibi farklı şehirlere uğruyor, okuru bu kentler ve coğrafyalar arasında geçen hüzünlü bir hikayeye ortak ediyor. Bir Kürt köyünde yaşayan Pembe evlenip önce İstanbul’a sonra Londra’ya göç ediyor. Üç çocuklu bu aile üzerinden İstanbul’da ve Londra’daki göçmenlerin hayatı üzerine önemli gözlemler de aktaran kitap bir ‘ana-oğul’ romanı olarak da, bir insanın dönüşüm hikayesi olarak da okunabilir. Kitabı en iyi anlatan cümle ise ‘En çok en sevdiklerimi incitiriz...' *** 'Bir roman daha. Damardan!.. Çok çok duygusal. Sarsıyor insanı. Yapmış yine yapacağını Elif Şafak. Doğan Kitap’tan çıkan son romanı ‘İskender’de anne-oğul ilişkisini anlatıyor. Çöz çözebilirsen. Bütün kadınların okuması lazım. Erkeklerin de tabii. Bu ülkede erkeklik nasıl inşa ediliyor? Nelerden geçiliyor? Kadınların bunda rolü ne? Analar oğullarını nasıl yetiştiriyor? Aynı zamanda bir göç hikayesi... Londra’ya göç eden Kürt İskender’in öyküsü... Bir aile hikayesi... Ailenin hazin macerasını, kız kardeşinin ağzından dinliyoruz. Sade, su gibi akan ama insanı çarpan bir roman..' (Ayşe Arman / Hürriyet Gazetesi) 448 Sayfa