Tahta Gemi (6. Sayı) İki Dünya Arasında Yürüyen Dergi
| Teslimat süresi | 2-3 Tage |
|---|---|
| Yazar | Sebahattin Çelebi |
Türk-Alman kültür dünyasının en özgün seslerinden biri olmayı sürdüren Tahta Gemi, altıncı sayısında da ne salt edebiyat dergisi ne de salt siyasi yorum platformu olmayı seçiyor.
İkisinin arasındaki o dar ve verimli yolda yürümeye devam ediyor.
Bu sayı, kelimelerini geniş bir coğrafyadan derledi:
Frankfurt’tan Berlin’e, Paris’ten İstanbul’a uzanan bir yazı ağının ürünü olarak okuyucusuyla buluştu.
Tarih ile şiir, felsefe ile siyaset yan yana.
Amerikan Savaş Bakanı Pete Hegseth’in dövmelerinden okunan ideoloji Aranjuez’in hüzünlü gitarında yankılanan acı
Nazım Hikmet’ten Ataol Behramoğlu’na uzanan aşk-devrim çizgisi
Tarih ve siyaset ağır bir yük taşıdı bu sayıda:
Armagedon mitinin günümüz savaşlarıyla kesiştiği noktalar
Che Guevara’nın mirası,
Gazze direnişinin ışığında yeniden okundu
Deniz Gezmiş’in Filistin davasıyla kurduğu bağ, yarım kalan bir tarihin belgesi olarak gün yüzüne çıktı
Düşünce sayfaları boş kalmadı:
Martin Heidegger’in ahlaki körlüğü Jean Baudrillard’ın simülasyon evreni Antidepresan endüstrisinin toplumsal yansımaları
Edebiyat ve kültür, bu sayının omurgasını oluşturdu:
Vicdanın şairi Ahmet Telli’ye bir portre Şahmaran’ın arketipi
Mezopotamya’dan günümüze Annemarie Schimmel’in mistik dünyası
Salgın edebiyatının görünmez düşmanla hesaplaşması
Ama bir derginin omurgası sadece fikir değildir.
İnsan düşlerinin nabzıdır.
Yazarlar gelir, satırlar bırakır, o satırlar bir okuyucunun ruhunda bir an için titreşir. Sonra her biri kendi sessizliğine döner. Ama o titreşim kalır.
Bu sayının sayfaları arasına şairler, yazarlar, düşünürler ve her şeyden önemlisi hayatlar, tutkular, aşklar serptik.
Hayattan çalınmış yeni fısıltılar üfledik size. Yeni yazarlar, yeni dostlar, yeni yazma aşıkları…
Aramıza yeni katılanlar oldu. Coşku katanlar, büyük bir heyecanla yazanlar. Gidenler de oldu. Kimi işi, menfaati bitince çekti gitti. Kimi çekindiğinden.
Hayat, kırılmamayı öğretti bana. Bu sayıyı hazırlarken o vedaları düşündüm durdum: Hayatımızdan silinen insanları…
Bazen kısa bir öykünün içinde, bazen duygulu bir şiirin mısraları arasında belki de bir ömre sığdıramadığımız, kaybettiğimiz sesleri… Yazan ölümlüdür. Ama hayata dair yazılan yaşamaya devam eder.
Sözcükler önüne geçer sahibinin; yüzyıllar sonra bir okuyucu, çoktan yok olmuş bir sesin titreşimiyle gönlünü doldurur.
Belki de gerçek ölümsüzlük budur.
“En güzel deniz: Henüz gidilmemiş olandır.
En güzel çocuk: Henüz büyümedi.
En güzel günlerimiz: Henüz yaşamadıklarımız.
Ve sana söylemek istediğim en güzel söz:
Henüz söylememiş olduğum sözdür.”
Nazım’ın bu dizeleri bizler için de geçerli değil mi?
En güzel sayı: henüz çıkmayan. En güzel yazı: henüz kaleme alınmayan. Ama elinizde tuttuğunuz bu sayı, o umut dolu geleceğin bugüne vuran bir yansıması.
Gidenlerin ruhumuzda ve yüreğimizde bıraktığı kırıklıkları gösteren bir yansıma. Tahta Gemi 6’yı şimdi edinin. www.turkkitap.de #turkkitap.de #türkkitabevi #tahtagemi #6.Sayi